LİKİT OKSİJEN SİSTEMLERİ

OKSİJEN HAKKINDA HERŞEY

Oksijen Nedir ?

Oksijen her an her yerde bulunabilen, toksik olmayan ancak son derece reaktif bir gazdır. Soluduğumuz havanın yaklaşık %21’i oksijenden oluşmaktadır. Havanın kalanı ise nitrojenden ve diğer gazlardan meydana gelmektedir.Yeryüzünün her yerinde havanın oksijen içeriği aynıdır ancak oksijen seviyesi bulunulan yükseklikteki basınca göre azalır veya artar. Örnek olarak yüksek rakımlı yerlerdeki oksijen ile deniz seviyesindeki oksijenin solunumu farklıdır.

Oksijen sadece hava da değil, suda ve kan gibi diğer likitlerde de bulunur. Basınç yükseldiğinde veya sıcaklık düştüğünde daha fazla oksijen gazı çözülür. 

Oksijen Silindirlerine ve Likit Oksijen Sistemlerine Doldurulan Oksijen Nereden Geliyor ?

Bu oksijen teknik belli işlemler sonucu soluduğumuz havadan sağlanmaktadır. Öncelikle havadaki oksijenk diğer farklı gazlardan ayrıştırılır. Daha sonrasında da çelik silindirlere doldurulabilmesi ve saklanabilmesi için yüksek basınca maruz bırakılır. Bu işlemler sonucunda 750 litre oksijeni 150 bar basınçta 5 litrelik bir çelik silindire doldurmak mümkün olmaktadır.

Likit oksijende ise durum farklıdır. Diğer gazlardan ayrıştırılan oksijen -183 C' de soğutularak bir kaba doldurulur. 31 litrelik bir LOX kabı (Liberator) yaklaşık olarak 26.000 litrre oksijen saklayabilmektedir. Bu teknoloji sayesinde daha küçük bir alanda daha fazla ve daha güvenli bir oksijen saklamak mümkündür.

Yaşamak için neden oksijene ihtiyacımız var ?

İnsan vücudunda bulunan her hücrenin belli bir görev ve fonksiyonu bulunmaktadır. Kalp kaslarında bulunan hücreler dur durak bilmeden kanı bizim dolaşım sistemimize pompalamaları gerekmektedir. Böbrek hücreleri ise organizma için gerekli olmayan materyalleri ayrıştırmak durumundadır. Sinir hücreleri ise beynin çalışmasını ve duyma, görme ve koklama gibi duyuların aktarılmasını sağlamaktadır. Yeryüzündeki her makinanın çalışmak için enerjiye ihtiyaç duyduğu gibi, insan vücudunda ki her hücrenin de enerjiye ihtiyacı vardır. Demirin yanması gibi, alevler olmaksızın, aldığımız bu oksijen ile organizmamız bünyesinde şekeri ve yağları yakar ve bunları enerjiye çevirir. Yediğimiz besinler bize yanma için gerekli bu materyalleri sağlar. Oksijen olmadan yanma olmaz; yanma olmadan enerji oluşmaz; enerji olmadan da hücreler çalışmaz. İşte bu sebeplerle oksijen olmadan yaşam imkansızdır.

Yaşamak için ne kadar oksijene ihtiyaç duyarız ?

İnsan vücudunda oksijeni depolayan ve daha sonra kullanılmasını sağlayan bir depolama sistemi bulunmadığından organizma oksijeni sürekli olarak sağlamak zorundadır. Eğer bir kişi hareket ediyorsa, ağır bir şekilde çalışıyorsa veya spor yapıyorsa, vücut oturma pozisyonuna göre çok daha fazla oksijene ihtiyaç duyacaktır.

Vücut oksijeni nasıl alır ?

Vücudun ihtiyacı olan havayı alan organ akciğer dir. Göğüs kafesi ve akciğer genişlediğinde, nazal mukoza ve yutağın 32°C’a ısttığı, nemlendirdiği ve genel temizliğini yaptığı hava üst solunum yollarından akciğere doğru akar.  Trake den geçen hava alt solunum yollarına ilerler ve gittikçe ince bronşial dallara ulaşır. Temizlik bronşiyallerin en büyük görevidir. Oldukça fazla sayıda kısa boylu tüyler temizlikle ilgilenir. Bu filtre sistemi toz parçacıklarını havadan ayrıştırır ve havayolundan uzaklaştırır. Sigara kullananlarda, alınan nikotinin sonucu işte bu filtre sisteminin paralize olmasıdır. Ciğerde bulunan nikotin yüzünden artık işlevini gereğince yerine getiremeyen filtre sistemi gerekli partikülleri uzaklaştıramaz ve bunun sonucunda nefesle birlikte ciğere ulaşan parçacıklar burada birikir. Sonunda emilen hava alveol lere ve hava keseciklerine ulaşır. Akciğerde hava yollarının da sonu olan yaklaşık 30 milyon adet kadar bu küçük alveollerden bulunur. Emilen hava buradan ileriye gidemez ve bir duvara çarpar. Eğer bu 30 milyon üzerinde alveol yanyana dizilmiş olsaydı neredeyse büyük bir yatın yelkeni kadar olan 80-100 metrekare bir alanı kaplayabilirdi. Aynı zamanda büyük bir duvara çarpan solunmuş hava yükselir ve aşağıdan organlardan gelen zayıf oksijenli kan akar. Burada solunan havadan alınan oksijen alveolleri geçerek kanla buluşur. Kan büyük bir açgözlülükle bu oksijeni alır. Yani kırmızı kan pigmentleri oksijenle bağlanır. Oksijen tarafından beslenen kan organlara ve organizma dokularına doğru hızla akar ve her bir hücreyi oksijenle besler.

Kan sadece organizmada ki her hücreyi oksijenle beslemek görevini üstlenmez, bunun yanında biçok görevi daha vardır; hücrelerin enerji üretimi içi oluşturduğu yanma eylemi sonucu oluşan karbondioksitin vücuttan atılmasından da sorumludur. Kan tarafından alveollere taşınmış olan bu karbondioksit membran duvarlardan,  akciğerde ki alveol boşluklarına ilerler. Buradan karbondioksit havayollarının üst bölümlerine doğru taşınır ve dışarı atılır.

Kan damarlar yoluyla nasıl taşınır ?

Bir pompa gibi çalışan kalp, kanı, organların dolaşım sistemine ve dokulara, oradan da akciğerin arkasına doğru taşır. Kalp dakika da ortalama 70 kere kan pompalar ve dinlenme koşulunda dakika da yaklaşık 5 litre kan pompalar. Kalp kanın taşınmasından, kan da oksijenin taşınmasından sorumludur. Bu sebeple solunum hastalıkları sadece gerekli oksijenin hücrelere ulaştırılmamasına değil, kalp rahatsızlıklarına da önderlik edebilir.

Oksijen eksikliğine neler sebep olur ?

Oksijen eksikliğinden kasıt, organların ve de dokuların işlevlerini tam olarak yerine getirmeleri için gerekli oksijen miktarını alamadıklarıdır. Bu durumun birçok sebebi olabilir :

Kan akımında bozulma

Kan damarları tıkalı veya gerekli kan miktarını taşıyabilecek genişlikte değildir.

Göğüs hastalıkları

Her çeşit göğüs hastalığında, akciğerler astım, kronik bronşit veya amfizem gibi bir rahatsızlık sonucu yeterli şekilde hava alamamaktadır. Yeterli havanın alınamaması, akciğer duvarlarında mukus üretimi hem de mukozanın inflamasyona bağlı olarak şişmesinden kaynaklanmaktadır. Pnömoni, akciğer tümörleri ve anatomik göğüs bozuklukları da akciğerin ventilasyonunu bozabilir veya azaltabilir. Akciğerin alveollerinin pulmoner duvarları kalınlaşmış ve de sekresyonlarla tıkanmış olabilir. Bu durumda yeterli oksijen alveollere ulaşır ancak alveollerdeki hastalık yeterli oksijenin kana yüklenmesine mani olur. Bu tip durumlara örnek olarak pulmoner ödem, zatürre ve kistik fibrozis sayılabilir.

Kalp hastalıkları

Kalpte ki sorunlarda yetersiz oksijene sebep olabilir; kalp krizleri, kalp kapağı kusurları ve güçsüz kalp kasları bunlardan birkaçıdır. Genel anlamda bu rahatsızlıklar kalp kaslarının zayıflaması ve bunun sonucunda da yeterli oksijenli kanın taşınamamasıdır.

Organik sonuçlar

Göğüs hastalıkları ve de kalp hastalıkları organizma için gerekli oksijenin taşınamamasına sebep olurlar. Akciğerde ki sorunlar kalpteki patolojik değişimlere ya da tam tersi, kalpteki sorunlar akciğerde patolojik sorunlara yol açabilir. Bahsedilen patolojik duruma akciğer hastalığı sonucu gelişen kor pulmonare örnek verilebilir.

Oksijen eksikliği nasıl anlaşılır ?

Organizmada oksijen eksikliği semptomları ilk aşamalarda zararsız gibi gözükebilir, ancak bununla beraber kolayca fark edilebilir. Yorgunluk, bitkinlik ve uzun süren bezginlik hali vücudun aldığı oksijenin yetersiz olduğunun bir göstergesi olabilir. Bunların yanında nefes almada güçlük hissi, kısa aralıklarla nefes alıp verme ve fiziksel aktivitelerde kolayca yorulma da doktor gitmek için yeterli belirtiler olarak algılanmalıdır.

EVDE UZUN SÜRELİ OKSİJEN TEDAVİSİ

Oksijen eksikliği durumunda ne yapılabilir ?

Tedavi tedbirleri

Hastalar havadan yeterli oksijen alamadığında solunan havadaki oksijen konsantrasyonunun yükseltilmesi kaçınılmazdır. Hastaya her türlü tedavi seçeneği denenmesine rağmen kandaki oksijen değerli hala yükselmiyorsa hastaya uzun süreli oksijen tedavisi uygulanmak zorundadır.

Doktor, hastanın durumunu inceledikten sonra hastanın uzun süreli oksijen tedavisinin hasta için uygun olacağına karar verecektir. Bu noktada hastanın doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Hastalıklarla ilgili birçok tedavi metodu mümkündü. Bu tedaviler uzun süreli oksijen tedavisinin yanında ilaç bazlı tedavileri, davranış modellerinde değişiklik, sigara kullanımının durdurulması, alerjenlerden kaçınmak, nefes alma egsersizleri, jimnastik gibi öğeleri ve çok ender durumlarda cerrahi girişimleri de içerebilir.

Uzun süreli oksijen tedavisi ne demektir ?

Doktorunuzun size uzun süreli oksijen tedavisini önermesi yaşam biçiminizde bir takım değişikliklere sebep olacaktır. Bu tedavi ancak sürekli ve düzenli yapıldığında etkili olan bir tedavi yöntemidir. Ne kadar uzun süre oksijen tedavisi uygularsanız tedaviniz o derece daha faydalı olacaktır; bir tedaviyi uzun süre uygulamak ise tabi ki güç ve kişisel disiplin gerektirecektir. Kişinin günlük rutin davranışları değişmelidir, günde 16 saat oksijen tedavisi planlamaya çalışın, hatta başarabilirseniz 24 saate çıkarmaya gayret edin.

Kişinin bu hedefe ulaşması için gayret göstermesi önemlidir. Birçok çalışma göstermektedir ki 12 saatin altında uygulanan oksijen tedavileri başarıya ulaşamamaktadır.

İlave oksijenin ne gibi etkileri vardır ?

Uzun süreli oksijen tedavisinde hasta düzenli olarak uzun dönemde oksijen kullanırsa sonuçları hemen hemen her zaman olumludur.

Tedavi sürekli ve düzenli olarak uygulandığında yaşam süresinin bile uzadığı saptanmıştır. 1980 li yılların başında 87 uzun dönem oksijen tedavisi alan hastada yapılan araştırma da yaşam sürelerinin iki katına kadar çıktığı saptanmıştır.

Medikal görüş açısından bakıldığında uzun dönem oksijen tedavisinin başarısı üzerinde bir şüphe bulunmamaktadır, bu konuda Alman Pnömoloji Derneği ( German Society of Pneumology ) oksijen tavsiyelerini Guideslines for Long Term Oxygen Therapy adı altında 2001 yılında bir yol haritası yayınlamıştır; bu oluşum dışında da birçok ülke de birçok uzman aynı yönde görüş belirtme ve aynı fikirdedir.

Kandaki oksijen hangi nokta da yeter kabul edilir ?

Vücudumuzdaki en önemli oksijen taşıyıcıları kanda bulunan hemoglobin isimli kan zerreleridir. Mümkün olduğunda hemoglabinler oksijen ile dolmaktadır. Ancak bir noktada eğer bu kırmızı kan zerreleri bir sorun yaşar ve azalırsa o zaman daha yük alamamakta ve yeterli oksijeni taşıyamamaktadır.

Maksimum taşıma sağlandığında doktor oksijen satürasyonunuz %100 diyecektir. Normal şartlar bu değer %95 ile %100 arasında olmalıdır. Eğer bu değer %90 ın altında çıkarsa bu durumda doktor uzun dönem oksijen terapisini gerekli görebilir.

Oksijen satürasyonunun seviyesi  kana oksijen tarafından uygulanan basınca göre değişiklik gösterir. Bunun ismi parsiyel oksijen basıncıdır. 75 – 95 mm Hg. Arasında olması gereken bu değer sadece doktor tarafından ölçülebilir. Çoğu zaman uzun dönem oksijen tedavisi bu değer 55 mm Hg. nin altına düştüğünde başlatılır.

Uzun dönem oksijen tedavisinin yan etkileri var mıdır?

Çoğu durumda uzun dönem oksijen tedavisinde oksijen miktarının arttırılmasının insan vücuduna bir hasar vermesi söz konusu değildir, bu durum aynı zamanda akut astım atakları yaşayan ve kısa süreli 15 litre/dakika oksijen verilen hastalar içinde geçerlidir. Normal şartlarda uzun dönem oksijen tedavisi alan hastalar dakikada 5 litreye kadar oksijen kullanırlar. Bu ek oksijen hastanın soluduğu nefese bir nazal kanül vasıtasıyla veya bir maske ile verilir. Bu sebeple alt solunum yollarının oksijen seviyesinin istenen seviyeye ulaşması neredeyse imkânsızdır. Bazı hastalarda ise oksijen tedavisinin çok dikkatli bir biçimde yapılması gerek olabilir. Özellikle yeni doğan bebekler ve kanda karbon dioksit seviyesine sahip kişiler özel dikkat gerektirir. Eğer bu hastalardan biri veya yakını iseniz bu konuda doktorunuz size bilgi verecektir. Oksijenle zenginleştirilmiş havanın uzun süre solunması mukus membranlarının kurumasına sebep olabilir, ve buda enfeksiyonlara daha yüksek bir duyarlılığı beraberinde getirebilir. Eğer oksijen terapisi distile,sterilize edilmiş veya kaynatılmış su ile dolu bir nemlendirme kabıyla birlikte sürdürülürse çoğu zaman bu kuruma oluşmaz.

NOT : Genellikle, uzun süreli oksijen tedavisi uzun yıllar sürdüğünde bile  sebep olduğu tehlikeler çok değildir. Büyük ihtimalle bir yan etki beklenmez.

Basit olarak açıklamak gerekirse Likit Oksijen Sistemleri, hastaların ihtiyacı olan ekstra oksijeni sağlamak için gaz hale bulunan oksijenin belli bir basınç altında sıkıştırılıp sıvı hale getirilerek evde uzun dönem oksijen tedavisi için bir alternatif sunmaktır. Aslında piyasa da satılan silindir oksijenlerde aynı mantıkla çalışmaktadır, ancak çok ağır olmaları ve hızla bitmeleri ve yüksek basınçlı olmaları sebebiyle Likit Oksijen Sistemlerinden ayrılırlar. Likit Oksijen Sistemlerinde basınç çok daha düşük olduğundan silindirlerde bulunan risk mevcut değildir. Likit Oksijen Sistemi düzenli olarak belli buharlaşmayı sistemden dışarı attığından özel kabın içindeki basınç belli bir seviye de kalır. Bu buharlaşmanın tek dezavantajı bu sistemlerin sürekli olarak bir miktar oksijeni dışarı bırakmalarıdır. Bu sebeple Likit Oksijen Sistemleri günlük çok kısa sürelerde oksijen ihtiyacı duyan kişiler için avantajlı değildir; ancak uzun süreli oksijen tedavisini uzun süre alan hastalarda bu kayıp çok minimal olmakta ve sistem daha efektif kullanılabilmektedir.

Sapio Life Turkiye’nin oksijen hizmeti için kullandığı kaplar dakika da 15 litre gibi yüksek oksijen isteklerini de sağlayabilmektedir. Bunun yanında LOX Sistemlerinin elektriğe ihtiyaç duymaması, taşınabilir ünitesi ile kişiye uzun süren özgürlük sağlaması ve oksijen konsantratörü gibi oksijen üreten cihazlar gibi ses üretmemesi de önemli avantajları arasındadır. Avrupa ve Amerika da özellikle mobil hastalar için en çok kullanılan sistemlerden biri olan Likit Oksijen Sistemleri ülkemizde Sapio Life tarafından sağlanmaktadır.

   Likit Oksijen Sistemleri bahsi geçen bu özelliklerinin dışında %95 +-%3 saflığında medikal oksijen ile doldurulmaktadırlar. Likit oksijenin sunduğu bu avantaj özellikle oksijen konsantratörleri ile karşılaştırıldığında önem kazanmaktadır. Piyasa da satışa sunulan birçok konsantratörde düşük oksijen saflığı uyarı sistemi bulunmamaktadır. Bu sebeple eğer cihaz düşük saflıkta oksijen üretse bile hasta ve yakınları bunu fark edememekte ve hastanın satürasyonu hızla düşmektedir, oysa Likit Oksijen Sistemlerinde böyle bir risk bulunmamaktadır. Bunun yanında oksijen cihazları elektrik kesildiğinde durur, veya taşınabilir sistemlerde cihazın bataryası bittiğinde hasta oksijensiz kalır ve yedek bir sisteme ihtiyaç duyar; uzun süreli oksijen tedavisini LOX sistemi ile alan bir kişi ise bu durumla asla karşılaşmaz, %95 +- %3 saflığında oksijen her an sessizce kullanıma hazırdır.

Likit Oksijen Sistemlerine geçiş yapmayı düşünen hastaların en büyük endişelerinden biri de ana tank Liberatör deki oksijen bittiğinde bir sorun yaşanıp yaşanmayacağıdır : Sapio Life 1989' dan beri evde bakım hizmetleri sunmaktadır. Halen Avrupa' da hastalara evde bakım hizmeti ve desteği vermektedir. Konusunda deneyimli Sapio Life Türkiye ekibi, tedavinin başından itibaren siz her istediğinizde yanında olacaktır. Bu sistemi denemeye veya kullanmaya karar verdiğinizde evde bakım uzmanı sizi evinizde ziyaret edecek, size hem oksijen tedavisi hakkında bilgi verecek hem de Likit Oksijen Sistemi ve oksijen kullanımı konusunda bir eğitim verecektir. Uzmanımız sizin yanınızdan ayrıldıktan sonra 7 gün 24 saat merkezimizden destek alabilir ve sorularınızı yöneltebilirsiniz. Sizi ziyaret eden oksijen uzmanı bir formla sizin tedaviniz hakkında bilgi sahibi olacağından, size bırakılmış olan oksijen ne kadar yeteceğini bilecek ve sizi belli periyodlarda arayarak oksijen seviyenizi ana tanktan kontrol etmenizi isteyecektir. Ana tankınız boşalmadan da yeni bir ünite size teslim edilerek boşalan tank geri alınacaktır.

Sapio Life Türkiye ’nin sunduğu bu sistemde cihaz için hiçbir ücret ödemeniz gerekmemektedir, siz sadece verilen hizmetin bedelini ödeyecek, bunun dışında bakım, eskime, arıza gibi hiçbir sorunla muhatap olmayacaksınız. Cihaz elektriğe bağlı çalışmadığından ekstra herhangi bir bedelde söz konusu olmayacaktır. Ana tankla size teslim edilecek Stroller taşınabilir ünite ise sizin özgürlüğünüzün anahtarı olacaktır. Örnek olarak dakikada 2 litre oksijene ihtiyaç duyuyorsanız 8 saate kadar evinizden çıkabilir, ailenizle, komşularınızla ve sevdiklerinizle ev dışında vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca bu taşınabilir ünitenin doldurulması içinde endişe etmenize gerek yok, zira oksijen uzmanımız size dolum hakkında kısa bir bilgi aktaracak, sizde taşınabilir oksijen ünitenizin dolumunu kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan  yapabileceksiniz.

Sapio Life Türkiye ’nin hizmetini verdiği Likit Oksijen Sistemleri ile yaşam kaliteniz yükselir.

 

Sıkıstırılmış gaz silindirleri (Oksijen Tüpleri)

TSE 1964-1/T1 nolu standardında belirtildiği gibi su kapasitesi 0.5 litreden 150 Lt.ye kadar değişebilen, dikişsiz sıkıştırılmış gaz tüpleridir. Oksijen basınç altında çelikten yapılmış tüplerin içerisine doldurulur ve hastaya bu şekilde gerekli oksijen sağlanır. Bu tüpler kullanıldıkları alanlara göre çeşitli büyüklüktedirler. Şuan piyasada 2, 3, 5, 10, 20, 40 ve 50 litre kapasiteye sahip oksijen tüpleri bulunmaktadır. Oksijen tüpü ile birlikte, tüple birlikte yüksek basıncı düzenleyen göstergesi bulunan basınç düzenleyici ve hastaya verilen akımın ayarlanmasını sağlayan akım ölçer verilmeli ve tüpten kuru olarak gelen oksijeni nemlendiren nemlendirici muhakkak uygulanmalıdır. Bu tüplerin kullanım süresi tüpün büyüklüğüne ve hastanın ihtiyacına göre değişmekle birlikte ortalama bir tüp günde 3 saat 2L/dk akım hızı ile kullanıldığında 2 ila 3 gün yeterli gelmektedir. Oksijen tüpleri, maliyet, kullanım ve bakım koşulları açısından evde USOT için çok uygun değildirler. Bu tüplerin en büyük avantajı yüksek akım gücü iken, ağırlıklarının fazla olması, sık sık dolum gerektirmesi ve de yüksek basınçlı tüp olduğundan kazalara karşı hassas olması dezavantajlı yönlerini oluşturmaktadır.

Oksijen Konsantratörleri

Konsantratörler, elektrik enerjisi ile işleyen, oda havasından nitrojeni ve diğer gazları ayrıştıran, oksijeni konsantre ederek (% 90-95 saflıkta) hastaya vermeye yarayan cihazlardır. Birkaç belli başlı markanın ürettiği cihazlar dışında üretilen oksijenin akım hızı arttıkça oksijen konsantratörlerinin etkinliği azalmaktadır. Cihazların kolayca bulunabilmesi, elektrik olduğu sürece sürekli oksijen üretebilmesi avantajları iken, akım hızlarının sınırlı olması, taşınması konusundaki güçlükler, elektriksiz çalışmayıp ekstra bir elektrik maliyeti doğurması ve ürettiği ses de dezantajlarını oluşturmaktadır.

Taşınabilir Oksijen Konsantratörleri

2000’ li yılların başlarında üretilmeye başlanan bu cihazlar mobil hastalar için önemli avantajlar sunmaktadır. Büyük oksijen konsantratörlerinin küçük tipleri olan bu cihazlar sürekli oksijen üretebilmektedirler. Taşınabilir oksijen konsantratörlerinde üreticiler pil –dolayısıyla kullanım- ömrü ile ağırlık arasında bir tercih yapmak durumunda kalmaktadırlar. Hastayı özgürleştirmek için kullanım süresi uzatılmak istendiğinde daha çok bataryaya ihtiyaç duyulmakta ki bu da ağırlığı arttırarak taşınması zorlaştırmakta, hafiflik istendiğinde piller bitmeden kullanılabilecek süre kısalmaktadır. Bu sistemlerde Likit Oksijen Sistemleri gibi hastaya sınırlı bir özgürlük sunabilmektedir. Ancak taşınabilir oksijen konsantratörüne sahip kişilerin evde ayrıca bir oksijen kaynağına ihtiyaç duymaları da bu sistemin dezentajını oluşturmaktadır.

Evde neden oksijene ihtiyaç duyulur?

Kişi eğer normal solunum ile yeterince oksijen alamıyorsa, bu durumda ilave oksijene ihtiyaç duyulur. Evde oksijen tedavisine astım, kronik bronşit, akciğer hastalıkları gibi medikal sorunların varlığında gereksinim olur. Yapılan tedaviye göre değişmekle birlikte hasta günün 24 saati oksijene ihtiyaç duyabileceği gibi, sadece geceleri veya egzersiz yaparken de oksijen ilavesi gerekli olabilir.

Rahat nefes alamıyorum, sıkıntım olduğu zamanlarda oksijen tedavisi almalı mıyım?

Oksijen tedavisine başlanabilmesi için uzman bir doktorun teşhisi ve reçelendirmesi esastır. Öncelikle doktorunuza başvurarak rahatsızlığınızın sebeplerinin bulunması sağlamalı daha sonra doktorunuzun yönlendirmesi ile tedaviye başlamalısınız. Tedavide de amaç doktorunuz tarafından önerilen şekilde oksijen kullanmanızdır. Sapio Life Türkiye doktorunuzun reçetesi ışığında sizin oksijen ihtiyacı sağlayacaktır.

Evde oksijen ne şekilde alabilirim?

Evde oksijen tedavisi 3 ana şekilde yapılabilir:

Sıkıştırılmış Oksijen Tüpleri: Bu sistemde tüpler içinde basınç altında sıkıştırılmış oksijen bulunmaktadır. Normalde bu tanklardan sürekli oksijen çıkışı olur ancak ilave sistemlerle (oxygen conservers) nefes alındığında oksijen vermesi sağlanabilir. Bu metal tüpler çok ağır olduklarından sadece bir noktada kullanılabilirler ve taşınamazlar. Daha küçük ve hafif oksijen tüpleri kısa süreli geziler için kullanılabilir.

Likit oksijen sistemi: Bu sistemde likit halde oksijen küçük ve soğutulmuş küçük bir kapta tutulur. Likit ısındığında solunabilir gaz oksijene dönüşür. Taşınabilir likit oksijen aparatı kolayca taşınabilecek ağırlıkta ve çok pratiktir. Taşınabilir ünite hasta veya yakını tarafından evde bulunan büyük kaptan kolayca ve tehlikesizce doldurulabilir. Oksijen tankı boşaldığında sistem servis sağlayıcınız tarafından tekrar doldurulur veya dolu bir tanesiyle değiştirilir..

Oksijen konsantratörü: Oksijen konsantratörleri elektrikle çalışan ve havadaki oksijeni ayrıştıran cihazlardır. Bu cihazlar oldukça ağırlardır ve bir odadan diğeri taşınması için tekerleklerinden yürütülmeleri gerekmektedir.

Likit oksijen sisteminin ürettiği oksijen hastaya nasıl ulaşır?

Sistem ürettiği oksijeni hastaya oksijen kanülü vasıtasıyla ulaştırır. Bu oksijen tüpleri rahat hareket etmeyi sağlayacak kadar uzun, ancak bir noktaya takılmayı engelleyecek kadar da kısa olmalıdır. Bunun yanında oksijen kullanırken içinde distile veya kaynatılmış su bulunan bir nemlendirme kabı kullanılması gerekmektedir, bu ara kap sayesinde burun, ağız ve üst hava yollarının nemlendirilmesi sağlanmaktadır.

Nazal kanül: Nazal kanüller 2 ayrı çıkış ile burun deliklerinize oturan bir oksijen tüpüdür. Kanülün uç parçaları burun deliklerine yerleştirildikten sonra kulak arkalarından tüp geçirilerek sabitlenmesi sağlanır. Takarken yerine oturduğuna ve konforlu olduğuna dikkat edilmelidir.

Oksijen maskesi: Ağız ve burnu aynı zamanda kapsayan kanüle bağlı maskelerdir. Genelde kafanın arkasından geçirilen lastik bir bant ile yerine sabitlenir. Genelde çok oksijene ihtiyaç duyulduğunda özellikle tercih edilir. Doktorunuz gündüz nazal kanül, gece ise oksijen maskesi kullanımını önerebilir. Burun kuruluğunda ve tıkanıklığında tercih edilebilir.

Trakeden oksijen: İnce bir kanül vasıtasıyla trakeden oksijen verilmesidir. Boğazda bulunan aparata takılan katater vasıtasıyla oksijen buradan verilir. Boğazın kurumaması için nemlendirme kabı olmadan kesinlikle trakeden oksijen verilmemelidir.

Evde oksijeni güvenli bir şekilde nasıl kullanabilirim?

Genel güvenlik kuralları şunlardır:

Sigara içmeyin. Oksijen yangına sebep olabilir. Evinizde kimsenin sigara kullanmasına izin vermeyin. Restoranlarda ve kapalı alanlarda sigara içilmeyen yerlerde oturmaya dikkat edin.

Oksijen tedavisi alırken yanıcı maddelerle temastan kaçının. Bazı temizlik malzemeleri, benzin, tiner, ve aerosol spreyler gibi..

Doktorunuz tarafından reçetelendirilmiş ve servis sağlayıcınız tarafından ayarlanmış oksijen seviyesini kendiniz değiştirmeyin. Kullanmadığınızda oksijen sistemini muhakkak kapatın.

Oksijen tankınızı açık ateşten, kalorifer peteklerinden ve ısıtıcılardan en az 150cm uzakta tutun.

Nefes alıp vermenizi yavaşlatabileceğinden dolayı oksijen tedavisi alırken alkol ve yatıştırıcı almayın.

Likit oksijen sistemleri her zaman dük pozisyonda tutulmalıdır. Herhangi bir sebeple sistemi yere yatırmayın, yan çevirmeyin.

Oksijen kullanılan evde bir yangın söndürücü bulunmasına dikkat edin.

Oksijen tedavisi görürken seyahat edebilir miyim?

Tabi ki seyahat edebilirsiniz, ancak seyahatiniz sırasında da güvenli bir şekilde oksijene kavuşabilmek için lütfen Sapio Life ‘a başvurun. Sapio Life, kendi ekibi ve iş ortakları ile size yurtiçinde ve yurtdışında oksijen sağlayacaktır. Eğer günde 24 saat oksijen kullanmanız gerekiyorsa ayrıca kullanacağınız havayollarının uçakta oksijen politikasını sormalısınız.

Yurtdışında yaşıyorum ancak Türkiye’ye seyahat edeceğim, geçici süre oksijen sağlayabilir misiniz?

Sapio Life Türkiye ve daha birçok Avrupa ülkesinde tüm evde bakım sistemleri ve oksijen ihtiyacınızı karşılayabilir. Detaylı bilgi için lütfen mesaj gönderin veya destek hattımızı arayın.

Oksijen kanül ve maskeleri nasıl temizleyebilirim?

Nazal Kanül: Kanülün burna temas eden bölümünü haftada iki kere sabunlu suyla temizleyin, 2 hafta da bir de burna değen bölümü değiştirin. Ara tüpünüz varsa bu tüpü 2 ayda bir değiştir veya sertleşip özelliğini kaybederse değiştirin. Oksijen kanülünüzü içinde nemlenme gözüktüğünde ve her soluk algınlığından sonra bakteri ve enfeksiyon oluşmasını ve içinde mikrop taşımamasını önlemek için değiştirin

Oksijen maskesi: Oksijen maskeleri sıklıkla sabun ve su ile temizlenmeli ve 2 hafta da bir de değiştirilmelidir.

Trake katateri: Trake oksijen kataterinin nasıl temizlenebileceği hakkında hemşirenize veya evde bakım uzmanınıza.

Nemlendirme kabı: Nemlendirme kabınızı her yeni suyu koymadan önce sıcak su ve sabun ile yıkayın. Tekrar doldurmadan evvelde kurumasını bekleyin. Nemlendirme kabında musluk suyunu kullanmayın. Kabın içini temizlerken dışınında uygun şekilde sıcak sabunlu suyla yıkanıp sterilize olduğundan emin olun.

Hangi durumlarda Sapio Life destek hattını aramalıyım?

Her türlü sorunuz için 7 gün 24 saat Sapio Life destek hattını arayabilirsiniz. Ancak oksijen sisteminizden hava gelmiyorsa acilen destek hattını arayarak oksijen desteği talep etmelisiniz.

Likit oksijen sistemini denemek mümkün müdür?

Bu konuda lütfen şirketimizi arayarak oksijen uzmanımızla görüşünüz.

Likit oksijen sistemleri oksijen konsantratörü kadar oksijen verebilirler mi?

Oksijen konsantratörlerinin üretici kılavuzlarında cihazların %90 ila %95 saflığında oksijen ürettikleri belirtilmektedir ve istisnai birkaç ürün dışında dakika da 5 litreden daha fazla oksijen üretememektedirler. Likit oksijen sistemi ise %99,7 saflığında medikal oksijen sağlamaktadır.

 

 
Her Hakkı Saklıdır SLT Medikal ve Sağlık Hizmetleri Ltd.Şti. Sapio Grup | Site Haritası | Yasal Notlar | İletişim | İş Ortaklığı Başvurusu
   
  Web Tasarım Data1